Konumunuz: Anasayfa » Yayınlar » Köşe Yazıları » Gelişmekte Olan Ülkelerde Enerjide Teknolojik “Birdirbir”

Gelişmekte Olan Ülkelerde Enerjide Teknolojik “Birdirbir”

Gelişmekte olan ülkelerin Dünyanın birincil enerji tüketimindeki payı günümüzde aşağı yukarı % 30 civarındadır. Hızlı ekonomik büyüme ve nüfus artışının yanısıra, geleneksel yakıtların giderek modern yakıtların yerini almasıyla, bu ülkelerin gerek küresel enerji gerekse petrol tüketimindeki payı inanılmaz bir hızla artmaktadır. Uluslararası enerji ajansının tahminlerine göre, gelişmekte olan ülkelerin küresel enerji tüketimindeki payı 2030 yılına kadar OECD Ülkeleri payına erişecektir. Önümüzdeki 30 yıllık dönemde küresel birincil enerji ve petrol tüketiminde meydana gelecek artışın yaklaşık üçte ikisinden bu ülkeler sorumlu olacaktır. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin küresel enerji piyasasının yanısıra enerji ile ilgili çevresel sorunların da baş aktörleri arasında yer alacağı anlamına gelmektedir. Tarihsel gelişim itibarıyle değerlendirildiğinde, ekonomik büyümenin nüfus artışı ve enerji ve doğal kaynak tüketimindeki artışla yakından ilişkili olduğu, dolayısı ile kaçınılmaz olarak giderek büyüyen çevre üzerindeki olumsuz etkilerin eşliğinde seyrettiği görülmektedir. Eğer bu ilişki gelecekte de aynı şekilde devam edecek olursa, etkileri insan türü için felakete yol açacak düzeye erişecektir. Çevre kirliliği düzeyinin eko-sistemin absorlama kapasitesini aştığına dair belirtiler çoktan görülmeye başlamıştır. Küresel ısınma bunun en ciddi örneğidir, ancak başka çevresel sorunlar da vardır: Kirlilik düzeyindeki aşırı artış (hava, su, toprak kirliliği), biyolojik çeşitliliğin azalması, toprak bozulması, ormansızlaşma, azalan su kaynakları ve çöken balıkçılık sürdürülemezliğin diğer ekolojik belirtileridir.

Gelişmekte olan ülkelerin de gelişme sürecinde sanayileşmiş ülkelerle aynı yolu izlemeleri halinde başta küresel ısınma olmak üzere çevresel sorunların çok daha büyüyeceği açıktır. Ancak, iklim değişikliği ile ilgili uluslararası görüşmelerde en zor ve karmaşık sorunlardan birisi, gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını sınırlandıracak önlemler almaya ikna edilmesidir. Gelişmekte olan ülkeler, sanayileşmiş ülkelerin iklim değişikliği sorununun başlıca sorumluları olduğunu ve bu nedenle emisyonun azaltılması ile ilgili sorumluluğu bu ülkelerin üstlenmesi gerektiğini haklı olarak ifade etmektedirler. Ancak, sorunun küresel doğası nedeniyle yalnızca sanayileşmiş ülkelerin değil gelişmekte olan ülkelerinde küresel ısınma ile ilgili çözüm arayışlarının bir parçası olmaları zorunlu gözükmektedir. Görünen odur ki, sadece sanayileşmiş ülkelerin emisyonlarını azaltması, çözümün sağlanması için artık yeterli olmayacaktır. Ekosistemin tolerans sınırları çoktan aşılmıştır. Sanayileşmiş ülkeler küresel emisyonlarını yarıya indirseler dahi, gelişmekte olan ülkeler emisyonlarını sınırlandırmaya yönelik önlemler almaksızın gelişmelerini sürdürdükleri takdirde yine değişen bir şey olmayacaktır. Bütün bu zorlayıcı koşullar altında, gelişmekte olan ülkelerin erişebildikleri kısıtlı finans kaynakları ile hangi enerji teknolojilerine yatırım yapacaklarını ve bu teknolojiyi kullanmak ve muhafaza etmek için varolan kapasitelerini nasıl kullanacakları hususunda son derece dikkatli karar vermeleri gereklidir. Bu ülkelerin enerji stratejileri ile ilgili olarak, son yıllarda enerjide teknolojik “birdirbir” (leapfrogging) olarak ifade edebileceğimiz bir kavram geliştirilmiştir. Bu kavram şunu ifade etmektedir: Sanayileşmiş ülkelerin teknolojik ve kurumsal altyapıları daha önce gelişmiş olduğu için karbon ekonomisine kilitlenmiştir. Ancak gelişmekte olan ülkeler henüz enerji ile ilgili alt yapılarını tamamlamadıklarından, bu geç kalmışlık hali teorik olarak bu ülkelere doğrudan daha üstün çevre dostu teknolojilere sıçrama olasılığını sunmaktadır. Bu hipotez, gelişmekte olan ülkelerin doğrudan en gelişmiş temiz enerji teknolojilerine sıçrayarak sanayileşmiş ülkelerin yakalandığı bu karbona kilitlenme durumunun sınırlandırabileceğini ileri sürmektedir. Sanayileşme sürecini henüz tamamlamamış bu ülkeler, eski teknolojilere yapılmış sanayileşmiş ülkelerde olduğu kadar büyük ve dolayısıyla o derece bağlayıcı yatırımları olmadığından, gelecekteki yatırımlarını en son teknolojilere yönlendirilerek gelişmenin bazı aşamalarını by-pass edilebilir ve son teknolojik gelişmelerin sağlayacağı avantajlarından faydalanarak bu geri kalma halini avantaja çevirebilirler. Literatürde teknolojik “birdirbir” olarak nitelendirilen bu teknolojik sıçrama, gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmiş ülkelerin yaptıkları hataları tekrarlamasını önleyebilir ve dikkatli strateji ve politikalar izlendiği takdirde bunun çevresel faydaları kadar finansal ve sosyal faydaları da olabilir. Ancak gelişmekte olan ülkelerde, daha verimli ve çevreye duyarlı teknolojilere dönüşümün gerçekleştirilmesi için öncelikle varolan önemli engellerin aşılması zorunludur. Ülke koşullarına en uygun teknolojilerin seçilmesini, transferini, yerel gereksinimlere göre adaptasyonunu ve geliştirilmesini sağlayacak insan kaynaklarını sağlayan bilimsel kurumların ve diğer alt yapı eksikliklerinin yanısıra finansman eksikliği gibi sorunlar optimum altı seçimlerin yapılmasına neden olabilir. Bu nedenle, öncelikle bu eksiklikleri giderecek stratejilerin belirlenmesi ve buna uygun politikalar üretilmesi zorunludur. Küresel ısınma sorunundaki payları dikkate alındığında, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere önerilen bu teknolojik sıçramanın gerçekleşmesi için teknoloji transferinin sağlanmasında bilimsel, teknik ve finans desteği sağlanması hususunda önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Aksi halde bu sıçrama için gereken teknolojik yeteneğe ve finansmana sahip olmayan gelişmekte olan ülkelerin bunu gerçekleştirmesi olası gözükmemektedir. Böyle bir işbirliği gelecekteki enerji yatırımlarının büyük ölçüde gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşeceği düşünüldüğünde temiz enerji teknolojilerin gelişmesini de önemli ölçüde hızlandıracaktır. Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele, ancak  gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin makul ve adil bir sorumluluk paylaşımı ve yardımlaşması ile olasıdır. İnsan türünün geleceği bu uzlaşmanın sağlanmasına bağlı bulunmaktadır.

H. SAYGIN, ENERJİPOLİTİK: Gelişmekte Olan Ülkelerde Enerjide Teknolojik Birdirbir”, Enerji, Yıl: 11, Sayı: 3, Sayfa: 25 (Mart 2006).

Yorum yapınız

*

© 2013 Powered By Onur Yılmaz

Scroll to top